Makale Detayı

 

01 Aralık 2025 1

Yeni oyun almak artık fazlasıyla lüks hâline gelmiş olsa da oyun içi harcama yapmaktan özellikle hiç çekinmiyoruz. Peki bunun tam olarak sebebi ne?

Oyun Fiyatları Cep Yakarken Oyun İçi Harcamalar Neden Bize "Çerez Parası" Gibi Geliyor?

Son dönemde dijital oyun mağazalarındaki fiyatları gördüğümüzde hepimiz derin bir iç çekiyoruz... Binlerce lirayı bulan AAA yapımlar ve sadece kur farkı yüzünden yanına yaklaşamadığımız yeni oyunlar cüzdanımızı korkutuyor ancak iş sevdiğimiz o ücretsiz oyunun içindeki bir kostümü veya savaş biletini almaya gelince parmaklarımız ödeme tuşuna hiç düşünmeden gidiyor.

Peki masaya koyduğumuz toplam tutar bazen yeni bir oyun fiyatına yaklaşsa bile neden tek seferde büyük bir ödeme yapmak canımızı acıtıyor da ufak ufak harcamak bize son derece masum ve hatta mantıklı geliyor? Bu durumun arkasında sandığınızdan çok daha basit ama etkili psikolojik sebepler ve pazarlama stratejileri yatıyor.

Parçalanmış acı teorisi ve "latte etkisi"

2

İnsan beyni parayı harcarken bir nevi "ödeme acısı" hisseder ancak bu acı ödenen miktarın büyüklüğüyle ve tek seferde çıkmasıyla doğru orantılıdır. Bir oyuna peşin olarak 2.000 TL vermek, beynimizde büyük bir kayıp sinyali oluşturur çünkü o parayla yapabileceğimiz diğer büyük şeyleri düşünürüz ancak oyun içi harcamalar genellikle bir kahve veya bir yemek parası gibi "mikro" seviyelerde tutulur.

100 liralık bir "skin" veya 200 liralık bir paket satın alırken beynimiz bunu bütçeyi sarsacak bir tehdit olarak algılamaz. Tıpkı her gün kahve alıp ay sonunda ne kadar harcadığını fark etmeyen insanlar gibi oyuncular da bu ufak harcamaların toplamda devasa bir yeküne ulaştığını o an için görmezden gelir. Küçük parçalar hâlinde ödeme yapmak, cüzdanımızdaki deliği hissetmemizi engeller.

Ücretsiz oyunların yarattığı borçluluk hissi

3

Oyun içi harcamaların bu kadar rahat yapılmasının bir diğer sebebi de genellikle "Free to Play" yani oynaması ücretsiz oyunlarda karşımıza çıkmasıdır. Oyuna girişte herhangi bir ücret ödememiş olmak, oyuncuda psikolojik bir rahatlama ve hatta geliştiriciye karşı bir sempati oluşturur. Oyunu yüzlerce saat ücretsiz oynadıktan sonra yapılan harcamayı, alınan keyfin bir karşılığı veya geliştiriciye bir teşekkür olarak görmeye başlarız.

Ayrıca bir oyuna ne kadar çok zaman harcarsak, o oyuna para yatırmak o kadar mantıklı gelmeye başlar. "Zaten her gün bunu oynuyorum, o hâlde karakterim güzel görünmeyi hak ediyor" düşüncesi, harcamayı bir lüksten ziyade hobimize yaptığımız mantıklı bir yatırıma dönüştürür.

Anlık haz ve sosyal statü heyecanı

4

Yeni bir oyun satın aldığınızda o parayı aslında henüz deneyimlemediğiniz bir "potansiyele" yatırırsınız ve oyunun iyi çıkıp çıkmayacağı belirsizdir ancak oyun içi bir kozmetik ürün, silah kaplaması veya dans figürü satın aldığınızda, ne alacağınızı tam olarak bilirsiniz ve tatmin duygusu anında gerçekleşir. Bu durum beynimizdeki ödül merkezini doğrudan tetikler.

Üstelik çok oyunculu yapımlarda bu harcamalar sadece kişisel bir zevk değil, aynı zamanda dijital bir kimlik ve statü göstergesidir. Arkadaş grubunuzda veya rakip takımda nadir bir kostüme sahip olmak, oyuncuya oyunun kendisinden bağımsız bir sosyal tatmin sağlar. Bu anlık haz ve "farklı görünme" dürtüsü, mantıklı düşünme sürecini devre dışı bırakarak harcama yapmayı kolaylaştırır.

Sonuç: İpler sizin elinizde mi?

5

Özetle, oyun fiyatlarının yüksekliği mantıksal bir bariyerken, oyun içi harcamalar duygusal bir kapıdır. Büyük resme baktığımızda, oyun şirketleri fiyatlandırma stratejilerini bu psikolojik temeller üzerine kurarak bizi "fark ettirmeden" harcama yapmaya yönlendirir. Tek seferde büyük bir meblağ ödemekten kaçınırken, aylar içinde çok daha fazlasını parça parça ödemek modern oyuncunun en büyük çelişkisidir.

Bu harcamalar bütçenizi sarsmadığı ve size keyif verdiği sürece bir sorun yok ancak arada bir dönüp oyun içi envanterinize bakarak "Acaba buraya kaç tane AAA oyun parası gömdüm?" diye sormakta fayda var.