
Otomobil tasarım tarihinin belki de en karizmatik ama en kısa ömürlü trendlerinden biriydi pop-up farlar. Bir dönem spor araçların olmazsa olmazı olan, kaputun pürüzsüz görünmesini sağlayan bu açılır kapanır far teknolojisi, 80'ler ve 90'ların ruhunu yansıtıyordu. Ancak değişen güvenlik regülasyonları ve yaya güvenliği standartları, bu ikonik tasarımın sonunu getirdi.
Peki trafikte gördüğümüzde hâlâ dönüp baktığımız bu teknolojiyi en iyi taşıyan modeller hangileriydi? Japon mühendisliğinin harikası Mazda MX-5'ten İtalyan aygırı Ferrari'ye kadar, pop-up farlı arabalar listemizde nostaljik bir yolculuğa çıkıyoruz. İşte otomobil tarihine adını altın harflerle yazdıran o efsaneler...

Listeye, pop-up far denince akla gelen en "sevimli" modelle başlıyoruz. Birinci nesil (NA kasa) Mazda MX-5, far mekanizmasının sadece aydınlatma için değil, aracın karakterini yansıtmak için de kullanıldığının en büyük kanıtıydı. Hatta Miata sahipleri arasında farları tek tek açıp kapatarak birbirlerine selam vermek bir ritüel haline gelmişti. Hafif yapısı ve arkadan itişli sürüş keyfiyle birleşen bu tasarım, onu ölümsüz kıldı.

Enzo Ferrari'nin hayattayken onayladığı son otomobil olan Ferrari F40, süper spor otomobil dünyasında açılır kapanır farların en agresif temsilcisiydi. Aerodinamik sürtünmeyi en aza indirmek için tasarlanan kaput yapısı, farlar kapalıyken bıçak kadar keskin görünüyordu. 1987 yılında yollara çıkan bu canavar, sadece hızıyla değil, o ikonik bakışlarıyla da posterlerimizi süsledi.

Ayrton Senna'nın geliştirilmesine katkıda bulunduğu Honda NSX, günlük kullanıma uygun ilk süper spor otomobil olarak tanımlanıyordu. Kusursuz alüminyum gövdesi ve ortadan motorlu yapısını tamamlayan en önemli detay, şüphesiz pop-up farlarıydı. 2002 yılında yapılan makyaj operasyonuyla bu farlara veda etmesi, pek çok otomobil tutkunu tarafından aracın "ruhunu kaybettiği" an olarak yorumlandı.

BMW'nin "köpekbalığı burnu" tasarım dilini pop-up farlarla birleştirdiği E31 kasa kodlu 8 Serisi, listemizdeki en ağırbaşlı model. V12 motor seçeneğiyle bir güç gösterisi olan bu araç, farlarını açtığında bile o asil duruşundan ödün vermiyordu. Bugün bile temiz bir E31, koleksiyonerlerin garajında baş köşeyi hak ediyor.

Initial D animesiyle popüler kültürün zirvesine yerleşen Toyota AE86, aslında Corolla ailesinin bir üyesiydi. Ancak Levin modelinin aksine Trueno versiyonunda kullanılan pop-up farlar, araca bambaşka bir hava kattı. Tofu dağıtırken yanlayan o efsanevi panda desenli araç, bu farlar olmasa bu kadar ikonik olabilir miydi? Sanmıyoruz.

James Bond filmlerinde denizaltıya dönüşmesiyle hatırladığımız Lotus Esprit, Giorgetto Giugiaro'nun "kağıttan uçak" tasarım felsefesinin en iyi örneğiydi. 1976'dan 2004'e kadar üretimde kalan araç, pop-up far teknolojisini en uzun süre yaşatan modellerden biri oldu. Keskin hatları, farlar açıldığında bile bozulmuyordu.
Otomobil dünyası artık LED matris farlara, lazer aydınlatmalara ve otonom sistemlere evrildi. Ancak hiçbir yeni teknoloji, bir düğmenin sesiyle kaputun ucundan yükselen o farların verdiği mekanik hazzı veremiyor.